Üç yıl önce memleketinden taşınan, arkadaşlıkları bir türlü kök salmayan ve 18 aylık kızları okula başlamadan geri dönmeyi düşünen bir çiftin mektubuna psikoterapist destekli yanıt: 'Derin köklerin oluşmaya başladığı an çoğu kez okul çağıdır.'
Guardian’ın haftalık aile danışma köşesinde bu hafta, binlerce ailenin tanıdığı bir ikilem var: Evlenen ve işe gidip gelen ama kök salamayan genç bir çift, kızları okula başlamadan memleketlerine dönmeli mi? Okuyucu mektubu şöyle başlıyor: Erken 30’larındaki çift, üç yıl önce ilk evlerini almak için İngiltere’nin Doğu Midlands bölgesinden kuzey-batıya taşınmış. 18 aylık bir kızları var; ebeveynleri, birkaç arkadaş ve birkaç yıl içinde Londra’dan dönmeyi planlayan yakının hep Doğu Midlands’ta. Koca yeni şehirde bağlantı kurmak için çok uğraşmış ama ‘hiçbiri tutmamış’; karı iş arkadaşlarından bir topluluk hissi ve diğer annelerle temas arıyor ama ‘uzun süreli arkadaşlıkların ve ailenin verdiği köklü bağları’ özlüyor.
Mektupta bir gerilim daha var: Ziyaretlere gelen ebeveynler evde kaldığı için buluşmalar yoğun geçiyor; daha sık ama gayri resmî temas — uğramak, birlikte bir etkinlik yapmak — ilişkileri iyileştirebilir gibi görünüyor. Üstelik taşınmanın bir nedeni, kocanın kendi ebeveynlerinden uzaklaşmak istemesiydi; karının annesiyle ilişkisi yakın ama ‘öngörülemeyen davranışlar’ yüzünden zorlayıcı.
Annalisa Barbieri’nin ilk tepkisi, çiftin kuzey-batıdaki yeni hayatlarının ‘tam yerine oturma eşiğinde’ olabileceği: Psikoterapist Katherine Walker’a danışıyor. Walker’ın görüşü net: ‘Kızınız birkaç yıl içinde okula başlayacak. Derin köklerin oluşmaya ve zaman testine dayanmaya başladığı an çoğu kez budur.’ Yeni bağlar kurma fırsatı elde edildiğini, bunun eski bağların zayıflayacağı anlamına gelmediğini hatırlatıyor. Walker’ın metaforu bir ilişki bahçesi: Kendi başına yaşayabilen sağlam ağaçlar (aile) ile günlük sevinç veren ama her gün sulanması gereken çiçekler (arkadaşlar). Önerisi, önümüzdeki yıllar için yeni çiçekler ekmeye odaklanmak ve sahip olunan ağaçların tadını çıkarmak.
Barbieri, geri dönmenin maliyetinin yalnızca parasal olmadığını vurguluyor: Sizi oradan götüren bütün sorunlarıyla birlikte hayatın aynen süreceği bir dönüşü hayal etmeye çağırıyor. Walker da kararı ‘eski ve derin ilişkilere dönüş’ çerçevesinden çıkarıp daha geniş fırsat eksenine oturtmayı öneriyor: Kariyer olanakları, okullar, yerel olanaklar, sosyalleşme biçimleri nerede daha iyi? Üstelik başkalarının hatırına taşınılan yerde o insanlar taşınabilir, küsebilir ya da — mektuptaki kardeş gibi — hiç dönmeyebilir.
Kapanış, göçmen bir kız olarak derin kök özlemini bilen Barbieri’nin kişisel notuyla geliyor: ‘Aile’nin bıraktığı boşlukları, çoğu kez seçtiğiniz insanlar — arkadaşlarınız — doldurur.’ Tavsiye köşesi her hafta okur mektuplarıyla çalışıyor; bu haftaki yanıtın özü şu: Biraz daha süre tanıyın ve kendi hikâyenizi yazmaya devam edin.