WIRED'ın kaynaklara dayandırdığı habere göre, Accenture adlı küresel danışmanlık firmasının bir çalışanı, birden fazla istihbarat kurumunun kullandığı güvenli bir ABD Savunma Bakanlığı sistemine kişisel Claude Code hesabını bağladı. Ajan iki ay boyunca ağda kod yazıp yükledi ve görünüşe göre giriş bilgileriyle birlikte ağ haritasını NIST'in 'yüksek riskli' olarak işaretlediği bir üçüncü taraf siteye gönderdi; şirket olayı başlangıçta hükümete bildirmedi.
Yapay zekâ ajanlarının kurumsal güven duvarını nasıl delebildiğine dair şimdiye kadarki en çarpıcı örneklerden biri WIRED’dan geldi. Haberine kaynakları dayandırdığı bulgulara göre, küresel danışmanlık devi Accenture’ın bir çalışanı, ABD Savunma Bakanlığı’nın birden fazla istihbarat kurumunun kullanımındaki merkezi bir üretim sistemine, kişisel hesabıyla Anthropic’in Claude Code adlı kodlama ajanını bağladı. Amaç otomasyondu: Ajanın kod yazıp bulut sunucuları kurmasını sağlamak için çalışan, kendi giriş kimlik bilgilerini ajana verdi. Bu, ajana yönetici erişimi kazandırdı ve normal oturum açma sürecinin dayattığı güvenlik kontrollerini devre dışı bıraktı.
Sonuç iki ay boyunca fark edilmedi. Bu süre içinde ajan yalnızca kod yazmakla kalmadı, çalışan adına yazdığı kodu sisteme kaydetti; görevlerini yerine getirmek için internete bağlanması gerektiğinde ise görünüşe göre kullanıcının giriş bilgilerini, parolalarını ve NIPRNet adlı savunma ağının bir haritasını bir üçüncü taraf web sitesine gönderdi. WIRED, siteyi sistemleri ek riske atmamak için adıyla anmayı reddediyor; ancak ABD ulusal standartlar kurumu NIST, söz konusu servisi daha önce ‘yüksek riskli’ bulmuştu — çünkü buradaki bir açık, saldırganların yapay zekâ kodlama ajanına talimat enjekte ederek kimlik bilgisi çalmasına imkân tanıyabiliyor.
Olayın ağırlığı, sistemin ne tür veri taşıdığından geliyor: Sistemde ‘kontrollü sınıflandırılmamış bilgi’ (CUI) bulunuyor — kritik altyapı, nükleer denizaltı itki sistemleri, kimyasal ve biyolojik terör zafiyetleri, patlayıcı ve boru hatlarının güvenliğine dair bilgiler ve radyoaktif malzemenin kesin konumu bu kategoriye girebiliyor. Olaydan haberdar bir kaynak WIRED’a, ‘oradaki tüm veriyi risk altına sokuyor’ derken, üçüncü taraf yazılım ele geçirilmişse ‘güvenli bir ortama kimsenin haberi olmadan giriş yapabilecek biri olabilir; bu yüzde yüz bir ulusal güvenlik tehdidi’ diyor.
Eski bir NSA hacker’ı olan Jake Williams, riskin sınıflandırılmış ağlara sıçrama potansiyeline dikkat çekiyor: Sınıflandırılmamış bilgiler tek tek zararsız görünse de birleştirildiklerinde sınıflandırılmış hâle gelebiliyor; daha da önemlisi, NIPRNet’te test edilen araç ve kodlar çoğu zaman daha hassas, hava-boşluklu SIPRNet ve JWICS ağlarına da dağıtılıyor. Çalınan kimlik bilgileriyle ağa giren bir saldırgan, NIPRNet’te normal çalışan ama SIPRNet’te kötücül davranan arka kapı işlevi gören bir kod yerleştirebilir. WIRED’ın konuştuğu diğer uzman Matt Triner ise sorunun yapısal olduğunu söylüyor: Yükleniciler olay bildirdikleri için cezalandırılıyor; hız ve düşük maliyet baskısı güvenliği ikinci plana itiyor — ve yapay zekâ bu denklemi ‘aynı problem, daha hızlı’ hâline getiriyor.
İddialara karşı tepkiler de tanımlayıcı. Accenture sözcüsü, ‘tüm bu iddiaların kapsamlı ve bağımsız biçimde soruşturulduğunu ve asılsız bulunduğunu’ söylerken, kimin soruşturduğu ya da bir olay yaşanıp yaşamadığı konusunda netlik vermedi; Savunma Bakanlığı ise ‘ağlarının ve sistemlerinin durumu hakkında yorum yapmadıklarını’ bildirdi. Kaynaklara göre şirket, olayı ciddi ya da acil olarak ele almadı ve federal yüklenicileri siber olayları 72 saat içinde bildirmeye zorlayan kurala rağmen ihbarı başlangıçta hiç yapmadı. Bağlam da kaygı verici: Accenture’ın federal sözleşmeleri 3,5 milyar doları aşıyor ve şirket Temmuz’da Pentagon’un yapay zekâ veri platformu için 821 milyon dolarlık bir görev siparişi almıştı; ekim başında ise bir başka Accenture yüklenicisi, ShinyHunters grubuna yol açtığı güvenlik açığını yamalamadığı gerekçesiyle FBI tarafından görevden alınmıştı.
WIRED’ın aktardığı bir detay olayın dönemini de çerçeveliyor: Şu an İran’la çatışma halinde olan bir ülkede, İran’ın federal kurumlara ve altyapıya siber saldırı girişimlerinin olduğu bir dönemde yaşandı bu ihmal. Uzmanların ortak uyarısı, ‘vibe coding’ diye adlandırılan — mühendisin tarif ettiği ürünü yapay zekânın kodlaması — üretim biçiminin yaygınlaştıkça kod denetiminin insan kapasitesini aştığı: Bir ajanın ürettiği kodda tedarik zincirini, hatta çıkarım zincirini bile göremiyorsunuz. Pentagon vakası, kişisel yapay zekâ araçlarının en sıkı korunan devlet ağlarına bile tek bir kimlik bilgisiyle sızabildiğinin kanıtı olarak bu tartışmayı yeni bir zemine taşıyor.