deniz.tv
8 Kasım 2026, Pazar --:--:-- · İstanbul Canlı Akış
USD/TRY … EUR/TRY … GBP/TRY … BTC … GRAM ALTIN … FAİZ …
Son Dakika
Dünya

Antalya’da COP31 dönemi başlıyor: Kurum başkanlığındaki zirvede masada neler var?

BM'in 31. iklim zirvesi Türkiye-Avustralya eş başkanlığında Antalya'da yapılıyor; Murat Kurum zirve başkanı. UNEP'in '1,5°C fırsatı büyük ölçüde kaçtı' raporu, adil geçiş mekanizması, 300 milyar dolarlık finansman pazarlığı ve salım programının geleceği masada.

deniz.tv

Birleşmiş Milletler’in 31. iklim zirvesi COP31, bu yıl Türkiye ve Avustralya’nın eş başkanlığında Antalya’da düzenleniyor. Zirvenin başkanlığını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum üstlenirken, müzakereleri Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen yönetiyor. Yaklaşık 200 ülkenin 1992’deki ilk BM iklim anlaşmasının tarafları olarak bir araya geldiği platform, küresel iklim hedeflerine ilişkin uyarıların sertleştiği bir döneme denk geliyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) ekim raporuna göre küresel sıcaklık artışını 1,5 santigrat derece ile sınırlama fırsatı büyük ölçüde kaçırılmış durumda; ancak rapor, hızlı ve keskin adımların atılması hâlinde sıcaklığın sınırlandırılabileceğini ve yüzyıl sonunda 1,5 dereceye geri dönülebileceğini vurguluyor. Bilim insanları ayrıca güçlü bir El Nino dönemi uyarısı yapıyor: etkilerinin insan kaynaklı iklim değişikliğiyle birleşmesi hâlinde 2027, kayıtların en sıcak yıllarından biri olabilir.

Antalya masasının en görünür başlıklarından biri, geçen yıl Brezilya’nın Belem kentindeki COP30’da kurulmasına karar verilen adil geçiş mekanizması. Kömür madeni kapanışları ya da ağır sanayi dönüşümü gibi süreçlerin milyonlarca insanın geçimini etkilememesi öngören mekanizma — sivil toplumun “Belem-Antalya Adil Geçiş Mekanizması” (BAM) dediği yapı — hakkında görev tanımı, finansman boyutu ve fosil yakıtlardan çıkışla bağı hâlâ belirsiz. Haziran’daki Bonn konferansında taslak metinler oluşturuldu; nihai yapının Antalya’da şekillenmesi bekleniyor.

Finansman pazarlığı da kritik: 2024’te Bakü’deki COP29’da taraflar, gelişmekte olan ülkelere sağlanan yıllık iklim finansmanının 100 milyar dolardan 2035’e kadar yıllık 300 milyar dolara çıkarılmasını, kamu ve özel kaynaklarla 1,3 trilyon dolara ulaşılmasını kabul etmişti. Küresel Güney bu hedefin nasıl gerçeğe dönüşeceğini düzenli tartışacak resmi bir başlık isterken, gelişmiş ülkeler odağın özel sektöre kaydırılmasını savunuyor; taslak gündemde ayrı başlık yok — bu da Antalya müzakerelerinin tartışmayla açılmasına zemin hazırlıyor.

Salım azaltımı cephesinde ise 2022’de COP27’de kurulan Azaltım Çalışmaları Programı’nın geleceği masada: programın yalnızca fikir alışverişi platformu olarak mı kalacağı yoksa siyasi yönlendirme gücü kazanacağı tartışılırken, taraflar aksi karar vermezse programın 2026 sonunda bitmesi bekleniyor. Uyum tarafında, COP30’da kabul edilen 59 Belem Uyum Göstergesi’ni geliştirecek teknik görev gücünün yapısı ve uyum finansmanının 2035’e kadar üçe katlanması taahhüdünün izlenmesi konularında Bonn’da anlaşma çıkmadı; düğümün çözülmesi Antalya’ya kaldı.

Türkiye açısından zirve, 2021’de onayladığı Paris Anlaşması’nın uyum hedefleriyle de doğrudan kesişiyor: kuraklıklara dayanıklı tarım, aşırı sıcaklara dayanıklı şehirler ve sel dirençli altyapı gibi politikaların küresel ölçekte yaygınlaştırılması, Antalya’daki pazarlıkların somut çıktıları arasında sayılıyor.