Guardian'ın moda köşesi yazarı Jess Cartner-Morley, bu sezonun en şık renginin isim bile bulamadığı kahverengi olduğunu yazıyor: Espresso, moka, kakao... Siyahın yerine çikolata tonunu koyan aynı kombi daha 'düşünülmüş' görünüyor.
Bu sezon modanın giymemizi istediği renge bir sürü isim takılıyor: Espresso, kestane, kakao, ganaj, kahve çekirdeği, trüf, moka, karamel, fındık… Kimse ona kahverengi demeye pek yanaşmıyor. Guardian’ın moda köşesi yazarı Jess Cartner-Morley’e göre kahverengi, boyaca kutusunun en seksi kelimesi hiç olmamıştı: Kırmızı tutku, siyah şıklık, pembe romantizm, mavi sükûnet… Kahverengi ise çöp konteynerlerinin rengi. Şu an ise — özellikle spektrumun derin, parlak, yenilebilir görünen çikolata ucu — giyebileceğiniz muhtemelen en şık renk.
Onu çoğunlukla yediğimiz-içtiğimiz şeylerle tanımlamamız tesadüf olmasa gerek. Pantone 2025 yılının rengi Moka Mus’u seçtiğinde kahverenginin yükselişini kültürün ‘yemekleşmesine’ bağlamıştı: Kahve ve çikolatanın, kaygılı hayatlarda ufak teselli anları, ısırık büyüklüğünde uygun fiyatlı zevkleri temsil ettiği fikri. Yazar bunu Gen Z’in kültürü yönlendirdiği bir çağla açıklıyor: Fırıncılık neredeyse kültürel bir kurum oldu; Gen Z kroissant yemekle kalmıyor, belirli bir fırının kroassanı için kuyruğa girip fotoğrafını paylaşıyor, ‘doğru’ kroassanı hangi Paris arrondissement’i ya da Kopenhag ara sokağı çıkarıyor diye tartışıyor.
Ya da bunlar tamamen saçmalık — renk trendlerinin nadiren tek düzgün köken hikâyesi var. Ama bir modayı yakalamada ustadırlar. Kahverengi neşeliden çok sıcak, gösterişliden çok lüks, şekerci değil nostaljik. Ve ısrarla ‘analog’: Hiçbir zaman kahverengi olan nedir? Akıllı telefon değil, işte o. Kahverengi deri, ahşap, kahve, toprak, süet, çikolata; gerçek hayatın (IRL) rengi. Tarihsel olarak yoksulluğun rengiydi — kahverengi boya ve ham kumaş ucuzdu, kiri gizlerdi. Antik Roma’nın kentli yoksullarına ‘kahverengi giyenler’ (pullati) denirdi; ortaçağ İngilteresi’nde lüks yasaları köylüleri kaba kızıl-kahve ‘russet’ kumaşla sınırlıyordu.
Bu miras tutumumuza işlemiş: Kahverengi sağlam ve gerçek hissettiriyor. 1970’lerde, 60’ların teatral modasının ardından topraklı ve otantik durduğu için bir an yaşamıştı. Versace’de çok kahverengi görmezsiniz; ama ‘çirkin şıklık’ sözlüğünün parçası olduğu Prada’nın ve Marni’nin gözdesi.
Peki nasıl giyilir? En basit yol, siyaha uzanacağınız an onu ikame etmek: Bot, çanta, pantolon, manto… Siyahın yerine çikolatayı koyarsanız aynı kombi daha düşünülmüş görünür. Kot ve lacivert kazakla çikolata-kahverengi deri bot; gri montla koyu kahverengi çanta. Kahverengi birçok ten tonuna karşı griden daha az yorucu, lacivertten daha az kurumsal. Siyahla ve renklerle de harika: Açık mavi, tereyağı sarısı, açık pembe ya da bordoyla mükemmel. Farklı tonları karıştırmak da işe yarar — kestane, karamel, espresso. Kahverengi doğada milyon hafif farklı tonda var olduğundan gözümüz karışımı kabul ediyor. Doku lüks gösterir: Kadife, bukleli mohair, kordura ya da süet. Pratik not: Koruyucu süet spreyi ilk çıkıştan önce sıkın; yoksa su birikintilerinin bıraktığı izler bir daha çıkmıyor.
Birikintiler bir yana, takılacak çok şey yok. Ne giyeceğim sorusunun cevabı lezzetli biçimde basit: Çikolata. Mantıklı, değil mi? Cevap genelde odur.