Kurumsal ikinci el ilanları bir yılda yüzde 12,5 azalarak 391 bin 558 adede geriledi. 10 yaş ve üzeri otomobillerin online satışlardaki payı yüzde 47'ye çıkarken, sektör temsilcileri AB'nin 'Made in Europe' düzenlemesini de risk olarak görüyor.
Türkiye otomotiv sektörü, birbirini besleyen üç sorunla aynı anda mücadele ediyor: yüksek faiz ve zayıf alım gücünün vurduğu iç pazar, sıfır araç kampanyalarının baskıladığı ikinci el fiyatları ve Avrupa Birliği’nin üzerinde çalıştığı ‘Made in Europe’ düzenlemesinin yarattığı ihracat belirsizliği. ODMD ve Indicata verilerinden derlenen analiz, yılın son çeyreğine girilirken yaklaşık 30 online platform ile 40 binden fazla kurumsal firmanın verilerinin incelenmesiyle hazırlandı.
İkinci el tarafında ilan sayısındaki sert düşüş dikkat çekiyor. Kurumsal ikinci el araç ilanları, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 12,5 azalarak 391 bin 558 adede geriledi; piyasadan bir yılda 56 binden fazla ilan eksildi. Otomobil ilanları yüzde 10,2 daralırken en sert gerileme yüzde 23,4 ile hafif ticari araçlarda yaşandı. Satışlardaki düşüş ilanlardaki kadar sert olmadı: toplam kurumsal ikinci el satışları yüzde 2 azalarak 189 bin 144 adede indi.
Verilerin en çarpıcı bölümü araç yaşına dair. Yeni veya düşük kilometreli araçların yüksek fiyatları tüketiciyi eski modellere yönlendiriyor. Online ilanlarda 0-4 yaş grubu araç sayısı yıllık yüzde 15,7, 5-10 yaş grubu ise yüzde 20,4 azaldı. Buna karşılık 11 yaş ve üzeri araçların ilanları yalnızca yüzde 2,9 gerilerken bu grubun satışları yüzde 4,2 arttı. Sonuç çarpıcı: 10 yaş ve üzerindeki otomobillerin online satışlardaki payı yüzde 47’ye ulaştı. Yani ikinci el piyasasında satılan yaklaşık her iki otomobilden biri en az 10 yaşında.
Sıfır araç kampanyaları da ikinci elde değer kaybına yol açıyor. Normal koşullarda üç yaşındaki bir otomobilin sıfır fiyatının yaklaşık yüzde 65’i düzeyinde olması beklenirken, kampanyaların etkisiyle bu oran yüzde 57-58 bandına indi. Sıfır fiyatı 2 milyon lira olan bir otomobil örneğinde bu fark, 140-160 bin liralık bir değer kaybına denk geliyor. Aracını beklediğinden düşük fiyata satmak istemeyen sahip ilan vermekten vazgeçiyor; ilan azalırken satış hacmi görece dirençli kalıyor.
Üçüncü cephe Avrupa’da. Türkiye’de üretilen araçların yaklaşık yüzde 75-80’i Avrupa pazarına gidiyor. Geçen yıl Türkiye’den AB’ye 798 bin araç ihracat edilirken AB’den Türkiye’ye 812 bin araç ithal edildi; iki taraf arasındaki otomotiv ticareti yaklaşık 37 milyar euroya ulaştı. Hazırlanan düzenlemede parçaların belirli koşullarda kapsama alınması ancak tamamlanmış araçların dışında bırakılması ihtimali bulunuyor. Yıllık üretim kapasitesi 2,2 milyon adedin üzerinde olan sektörde kapasite kullanımı şu anda yaklaşık yüzde 60; sektör uyarılarına göre olumsuz senaryoda bu oran yüzde 20-30 seviyesine kadar gerileyebilir. Bu, gerçekleşmiş bir daralma değil, düzenlemenin olumsuz sonuçlanması hâlinde ortaya çıkabilecek bir risk senaryosu.
Türkiye’nin Avrupa ekosistemindeki yerini koruması için sektör kuruluşları, üreticiler ve kamu temsilcileri diplomatik girişim sürdürüyor. Ford, Hyundai ve Toyota gibi Türkiye’de üretim yapan şirketlerin de destek verdiği girişimlerde hem parçaların hem tamamlanmış araçların kapsam dışı bırakılmaması hedefleniyor. Düzenlemenin nihai kapsamı henüz kesinleşmedi.