Guardian, evinde zor yemek seçen çocuklarla yaşayan ünlü şeflere çocuklarını nasıl beslediklerini sordu. Tom Kerridge'den Meera Sodha'ya: Etiketlemeyin, yeniyi tanıdıkla sunun, çocukları mutfağa katın — ve mükemmel tabak takıntısını bırakın.
“Bence her çocuk zor yemek seçer. Çocukları pancar ve beyaz peynir salatasına severek dalan birileri mi var? İnanmıyorum.” Tom Kerridge’nin bu tesellisi, Guardian’ın evde çocuk besleyen üst şeflere sorduğu sorunun özeti: Çoğunluk seçici, iş ebeveynlere düşüyor — ki bu ebeveynler günün büyük bölümü profesyonel mutfakta geçiren şefler.
Kerridge’nin 10 yaşındaki oğlu Acey rugbici ve ağırlık kaldırıyor; sürekli enerji yakan çocuğa strateji, açlık fark etmeden önce yemek yetiştirmek: “O isteyince en parlak ambalajlı şeyi ister.” Sebzeler hâlâ “gelişmekte olan dosya”: Domates sosuna püre sebzeler gizlemek, yavaş pişmiş bolognese, ya da çocuğun biberleri şişe dizip kendi pizzasını kurmasına izin vermek. “İşin içindeyse, yeme ihtimali artıyor.”
Yemek kitabı yazarı Meera Sodha’nın kızı Arya altı yaşına kadar yalnızca “bej yemek” yerken bugün acı yemede aileyi geçmiş; sriracha baskılı tişörtü var. Sodha’nın taktikleri: Yeniyi her zaman tanıdıkla birlikte sunmak (mango-panir nanını, çocukların zaten sevdiği malzemelerle tanıtmak), baharatı çeyrek çay kaşağı artırarak dozlamak ve en önemlisi etiketlememek: “Çocuğa sürekli ‘seçici’ derseniz bunun kimliği olduğuna inanmaya başlar. Bir kimyon tohumu onların damaklarında patlayacak kadar acı olabilir; çocukların tadı nasıl deneyimlediğini küçümsüyoruz.”
Tatlı şefi Helen Goh iki çok farklı oğlu için aynı yemeği farklı hazırlıyor: Sam tavuk göğsünü yalnızca tortillaya sarılıysa seviyor — aslında sevmediği yağlı deri; Jude butu derisiyle istiyor. Brokoli de öyle: Biri çıtır, diğeri yumuşak. Goh’un diğer ilkesi sebzeyi saklamamak: “Yemeğin bir hileye dönüşmesini istemiyorum.” Büyükannesinin congee’sini (Çin usulü pirinç lapası) çocukların niye sevdiği çözüldüğünde cevap çok basitti: tuz ve şeker. “Ben her şeyi ‘doğru’ yapmaya odaklanmıştım; o lezzetli yapmaya odaklanmıştı.”
Yazar Anna Jones’un 10 yaşındaki oğlu Dylan’ın dönüşümü ninjalarla geldi: Ninja hikâyelerindeki ramen dükkânları gerçek hayata taşındı, Japon yemekleri hikâyeler aracılığıyla tanıdık oldu. Üç yaşındaki Esca ise “tereyağlı tost ve sade makarna çağında”; her akşam biraz teklif edip çoğu zaman reddedilmesini artık sakin karşılıyor. Yaz kurtarıcısı: yoğurt, fındık ezmesi ve tohumlarla dolu smoothielerin buzluğa dondurulması.
Ortak mesaj net: Çocuklara sahiplik verin — Dylan, annesinin geliştirdiği tarifleri tadıp karar veriyor; Buddy Oliver gibi çocuk yemek programları izliyor. Goh’un akşam sofrası örneği de mükemmeliyetçiliği dövüyor: Bir acele çıkışta masaya sadece prosciutto, hellim, avokado ve salatalık koydu; oğlu sonra mesaj atıp “Bundan çok olsun lütfen” dedi. “Bir yemeğin dengeli olması için layık görünmesi gerekmiyor.”