deniz.tv
3 Kasım 2026, Salı --:--:-- · İstanbul Canlı Akış
USD/TRY … EUR/TRY … GBP/TRY … BTC … GRAM ALTIN … FAİZ …
Son Dakika
Hayat

Yurt yıllarımın unutulmaz “haşereleri”: Nijerya’da yatılı okulda sıçanlar nasıl hüküm sürdü

Guardian yazarı Bim Adewunmi, 1990'larda Nijerya'daki yatılı kız okulunda geçen yıllarının sindirici bir unsuru olan sıçanları anlatıyor: Bir avuç dikkatsiz öğrencinin atıştırmasıyla beslenen kemirgenler, zamanla av konumuna geçti.

deniz.tv

Guardian yazarı Bim Adewunmi, 1990’larda Nijerya’daki yatılı okul yılları hakkında çok şey yazdığını ama okul deneyimine eşlik eden sıçanları hiç yazmadığını söyliyor. Ortamı şöyle tarif ediyor: ülkenin dört bir yanından binlerce kız öğrenci, her biri bir döneme yetecek “erzak” dolu bir iki bavulla geliyor: mısır gevreği, kesme şeker, süttozu, sıcak çikolata tozu ve benzeri. Bir iki dikkatsiz gencin bu lezzetlerden kemirgenlere tattırması yetti; sıçanlar kısa sürede ülkenin en iyi beslenen hayvanları arasına girdi ve genç kız atıştırmalıklarının kesintisiz akışından yararlandı.

Yazar, yatakhanelerinin yanındaki cılız çimlerde alacakaranlıkta toplanan sıçanların “altı ya da yedi sıra derinlikte” oluşturduğu manzarayı hiç unutmuyor: yasak bir siyasi topluluk toplanması gibi. Zengin beslenme sayesinde iriydiler; kalın kuyruklarını sallıyor, burunlarını birbirine dayamış, âdeta fısıldaşıyorlardı. İnsan yaklaşınca dağılırlarken zamanla yerlerinden kımıldamaları için alkışlanıp ayak dövülmesi gerekti. Yazarın deyişiyle proletarya gibi güçlerinin farkına varan sıçanlar, artık haşere değil bir tür avcıydı: “Bu, entelektüel bir korkunun başlangıcı gibi geliyorsa, hissedilen de buydu.”

Okulda anlatılanlar da cabası: bağırdığınızda sinirlenmiş gibi görünen, kaçmak yerine gezinerek yürüyen sıçanlar; en fantastik anlatılar ise parmaklarını kemiren sıçanların ısırmalarının arasında serin hava üfleyerek kurbanlarını yeniden uyutan olduğuydu. Yazar bir gece kova su almaya gittiğinde rahatsız ettiği iki iri sıçanın peşinden koştuğuna dair net bir anı taşıyor; nefes nefese odaya dönüp gözleri kocaman olmuş oda arkadaşlarına anlatmış. Bir başka arkadaş bir akşam yatağına döndüğünde yastığının altında pembe, tüysüz yavrularıyla bir anne sıçan bulmuş.

Adewunmi şimdi şunu kabul ediyor: Bu sıçanlar kendi habitatındaydı, bizim istenmeyen varlığımıza mükemmel uyum sağlıyordu. Sınıfları, yurtları, günlük toplantıları ve yıllık spor günleriyle asıl istilacı olan öğrencilerdi. Yazar, doğanın henüz tamamen tahrip edilmediği yerlerde belli tür haşerelerle uğraşmanın hayatın bir gerçeği olduğunu; o sıçanların bir tür özgürlüğün bedeli olduğunu yazıyor. Ama yıllar sonra, salgın kapanmasının ardından sıçanlar New York sokaklarını ele geçirmeye çalıştığında, çocukluğunun o sıçanları gözünün önünden bir anda geri gelmiş. Yazarın verdiği yanıt kısa: “Evet, hâlâ travmatik.”