JAMA Network Open'da yayımlanan çalışmada, Medicaid kapsamındaki hastalarda yeni başlayan akut bel ağrısı tedavisinde ilk ayda 50 mg üzeri morfin eşdeğeri opioid reçete edilenlerde opioid kullanım bozukluğu veya doz aşımı riski yüzde 147 daha yüksek bulundu.
Medicaid kapsamındaki, yeni bir bel ağrısı dönemi için tedaviye yüksek doz opioid reçetesiyle başlayan yetişkinlerde, ilerleyen dönemde opioid kullanım bozukluğu ya da doz aşımı belirtileri görülme olasılığı yaklaşık iki buçuk kat fazla. Bu, Columbia Üniversitesi Mailman Halk Sağlığı Okulu ve NYU Grossman Tıp Fakültesi’nde yürütülen bir çalışmanın bulgusu.
Araştırmacılar, ilk aydaki tedavinin günde 50 miligram morfin eşdeğerinin (MME/g) üzerinde opioid içermesi hâlinde yüzde 147 daha yüksek göreli risk bildirdi. Bulgular JAMA Network Open’da yayımlandı.
Çalışma, akut bel ağrısı tedavi türleriyle opioid kullanım bozukluğu sonuçları arasındaki ilişkiyi Medicaid kapsamındaki hastalarda değerlendiren ilk araştırma.
Çalışmanın ilk yazarı, NYU Langone Anesteziyoloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Lisa Doan, ‘Bulgularımız, akut bel ağrısında birinci basamak bakım olarak kılavuzlarda önerilen farmakolojik olmayan, girişimsel olmayan tedavilere öncelik verilmesini destekliyor’ dedi. Doan, farmakolojik tedavilerin olası yararlarla uzun vadeli risklerin tartılması sonrası değerlendirilebileceğini, opioid reçete edildiğinde ise doz ve sürenin en aza indirilmesi konusunda temkinli olunması gerektiğini vurguladı.
Başlangıç tedavilerinde en çok reçete edilenler yüzde 48 ile antiinflamatuar ilaçlar ve yüzde 44 ile kas gevşeticiler oldu. Farmakolojik olmayan tedavilerde yüzde 16 ile fizik tedavi başı çekerken, onu kiropraktik bakım (yüzde 10) izledi. Opioid reçetesi dolduranların oranı yüzde 21’di ve bunların çoğu 50 MME/g veya altında, yedi gün veya daha kısa reçete aldı.
Risk, opioid dozu ve süresine göre değişti: 50 MME/g üzeri dozlar opioid kullanım bozukluğu ya da doz aşımı riskini yüzde 147 artırırken, 50 MME/g ve altındaki dozların yedi günden uzun verilmesi riski iki katına çıkardı. 50 MME/g ve altı dozların yedi gün veya daha kısa verilmesi ise çok daha küçük bir artışla (yüzde 31) ilişkiliydi. Buna karşılık farmakolojik olmayan, girişimsel olmayan tüm tedaviler yeni opioid kullanım bozukluğu veya doz aşımı riskinde azalmayla ilişkiydi.
On üç ay izlenen hastaların hafifçe üzerinde yüzde 2’sinde yeni opioid kullanım bozukluğu tanısı, ölümcül olmayan doz aşımı ya da buprenorfin veya metadon gibi bağımlılık tedavisi ilacı reçetesi görüldü.
Çalışmanın kıdemli yazarı, Columbia Mailman’dan epidemiyoloji doçenti Kara Rudolph, ‘Akut ağrıda birinci basamak tedavi olarak opioid olmayan ve farmakolojik olmayan tedavileri öneren kılavuzlara rağmen, ilk aydaki reçetelerde opioid ve/veya gabapentin yer almaya devam etti’ dedi.
Araştırmacılar, 2016-2019 dönemini kapsayan Medicaid verileriyle, Affordable Care Act kapsamında Medicaid’i genişletmiş 25 eyaletten 399 bin 500 yetişkinin verilerini analiz etti. Doan, opioid olmayan tedavilerin birçok yaygın akut ağrı türünde en az opioidler kadar etkili olduğuna inandıklarını, opioid reçete edildiğinde temkinli yaklaşımın doz ve süreyi en aza indirmek olduğunu sözlerine ekledi.