deniz.tv
2 Kasım 2026, Pazartesi --:--:-- · İstanbul Canlı Akış
USD/TRY … EUR/TRY … GBP/TRY … BTC … GRAM ALTIN … FAİZ …
Son Dakika
Sağlık

Anjiyoplastıda yüksek doz heparin düşük doza üstünlük sağlamadı

HD-PCI çalışması, elektif anjiyoplastide 100 U/kg yüksek doz heparinin 70 U/kg düşük doza kıyasla klinik sonuçları iyileştirmediğini gösterdi. Bulgular TCT 2026'da sunuldu.

deniz.tv

Anjiyoplasti sırasında damar içi pıhtı oluşumunu önlemek için standart olarak kullanılan heparinin yüksek dozunun, düşük doza kıyasla klinik sonuçlarda iyileşme sağlamadığı ortaya çıktı. Kanada’dan Sanjit Jolly’nin, San Diego’da devam eden dünyanın en büyük girişimsel kardiyoloji kongresi TCT 2026’da sunduğu HD-PCI çalışması, elektif anjiyoplastide heparin dozuna ilişkin önemli bir kanıt boşluğunu dolduruyor.

Çok merkezli, randomize, kontrollü, kayıt tabanlı ve açık etiketli küme-çapraz geçişli (cluster crossover) çalışma, Kanada’daki 11 anjiyoplasti merkezinde yaklaşık 16 bin hastayı kapsayan bir karşılaştırma olarak yürütüldü. Küme-çapraz geçişli tasarım, merkezlerin belirli dönemlerde yüksek ya da düşük doz stratejisini sistematik biçimde uygulamasına ve böylece günlük klinik pratiğe yakın koşullarda veri toplanmasına olanak sağlıyor.

Jolly, mevcut kılavuzların heparin dozu için geniş bir aralık önerdiğini, ancak randomize çalışmalardan elde edilen yüksek kaliteli kanıtın sınırlı olduğunu belirtti. Girişim sırasında fazla heparin majör kanama riskini, az heparin ise trombotik olay riskini artırabiliyor; optimal denge uzun süredir belirsizdi.

Çalışmanın sonuçlarına göre yüksek doz heparin grubunda 70, düşük doz grubunda 55 birincil olay görüldü ve aradaki fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı. Majör kanama anlamındaki ana güvenlik sonucunda iki grup neredeyse özdeşti; tüm nedenlere bağlı ölüm, kalp krizi, hedef damara yeniden girişim veya majör kanamayı içeren net yarar bileşiğinde de anlamlı fark ortaya çıkmadı.

Jolly, bulguları şöyle özetledi: ‘Elektif anjiyoplastide optimal heparin dozunu belirlemek için randomize kanıt sınırlıydı. HD-PCI’de yüksek doz stratejisi güncel uygulamada ek fayda sağlamadı. Bu bulgular, 70 U/kg’lık düşük heparin dozunun yeterli olduğunu, uzayan işlemlerde ise 30. dakikada pıhtılaşma zamanının (ACT) ölçülmesi gerektiğini gösteriyor.’

Sonuçlar, girişimsel kardiyoloji dünyasında uzun yıllardır tartışılan bir soruya net bir yanıt sunması bakımından dikkat çekiyor. Yüksek doz heparin, kanama korkusuyla geri çekilen ya da tersine tromboz endişesiyle dozu artırılan günlük pratikte artık gerekçelendirilemeyecek bir tercih olarak öne çıkıyor.

Uzmanlar, sonuçların elektif anjiyoplasti bağlamında ve Kanada merkezlerinde elde edildiğini, ST yükselmeli kalp krizi gibi acil ve yüksek riskli girişimlere doğrudan genellenemeyeceğini vurguluyor. Bu gruplarda doz stratejisinin ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.