deniz.tv
4 Kasım 2026, Çarşamba --:--:-- · İstanbul Canlı Akış
USD/TRY … EUR/TRY … GBP/TRY … BTC … GRAM ALTIN … FAİZ …
Son Dakika
Dünya

AB’nin Türkiye raporu: Üylik beyanları ile siyasi kriterler arasındaki ‘uçurum’ genişledi

Yıllık genişleme raporunda demokrasi, hukuk ve ifade özgürlüğündeki gerileme vurgulandı; ortak dış politikaya uyum yüzde 4'te kaldı. Komisyon buna karşın Türkiye'nin 'aday ülke ve kilit ortak' olduğunu yineledi.

deniz.tv

Avrupa Komisyonu, yıllık genişleme paketinin parçası olan Türkiye raporunu açıkladı. Brüksel’in çekirdek tespiti sert: Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin açıklamaları ile katılım için gereken siyasi kriterlerdeki fiilî durum arasındaki “uçurum” daha da genişledi. Rapor, iki tarafın da ilişkileri düzeltme çabası gösterdiği bir dönemde, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarındaki gerilemeye dikkat çekiyor.

Komisyon’un belgesinde, seçilmiş yetkililere, muhalefet isimlerine ve sivil topluma karşı açılan dava dosyalarının yoğunlaştığı belirtilerek bu tablonun Türkiye’nin temel demokratik ilkelere bağlılığına ilişkin endişeleri büyüttüğü kaydedildi. Müzakerelerin 2018’de durmasına yol açan temel etkenlerin hâlâ giderilmediği vurgusu yapıldı. Seçim süreçlerinin bütünlüğü “zedelendi” nitelemesiyle değerlendirilirken gerekçe olarak ana muhalefet ve politikacıları üzerindeki yargı baskısı gösterildi; TBMM’nin yetkilerinin daraldığı, seçimler dışında hükûmeti hesap verebilir kılacak araçların bulunmadığı ve denge-denetim mekanizmalarının eksik olduğu ifade edildi.

Raporda yargının, muhalefet figürlerini ve seçilmiş yetkilileri hedef alırken iktidar kanadındaki yetkililere benzer adımlardan kaçındığı, üst düzey kamu görevlerinde liyakat esasının talep edildiği, basın ortamının keyfi tutuklama ve kovuşturmalar nedeniyle kısıtlayıcı kaldığı ve terörle mücadele ile güvenlik mevzuatının AB standartlarıyla uyumsuz olduğu belirtildi.

Dış politika bölümünde Türkiye’nin AB’nin ortak dış ve güvenlik politikasına uyum oranı yüzde 4’te kaldı; bazı aday ülkelerde bu oran yüzde 100’e ulaşıyor. Komisyon, Türkiye’nin üyelik hedefine rağmen uyumu iyileştirmek için “hiçbir çaba göstermediğini” yazdı; öte yandan Türkiye’nin stratejik özerklik arayışıyla aktif ve çok katmanlı bir dış politika yürüttüğünü, jeopolitik değişimlerin bölgedeki rolünü güçlendirdiğini de kabul etti.

Raporda Doğu Akdeniz gündemi de var: Libya ile 2019’da imzalanan ve 20 Ekim’de Libya Temsilciler Meclisi’nce onaylanan deniz yetki alanları mutabakat muhtırası, “üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal ettiği ve deniz hukukuna uymadığı” gerekçesiyle eleştirildi; Türkiye’den Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne uygun davranması ve doğal kaynak arama-işletme haklarına saygı istendi.

Ekonomi bölümünde Türkiye’nin dayanıklılık kazanmasına karşın jeopolitik gerilimlere ve enerji fiyatı dalgalanmalarına açıklığının yüksek olduğu, 2025’te mali politikada sıkılaşmaya gidildiği, 2026’nın ilk yarısında temkinli duruşun sürerken enflasyonun yüksek kaldığı belirtildi; Komisyon fiyat istikrarını destekleyecek sıkı duruşun sürdürülmesini talep etti. AB’nin 2011’den bu yana Türkiye’deki mülteciler ve ev sahibi topluluklar için aktardığı kaynağın 12,5 milyar avroya ulaştığı bildirildi.

Tespitlerin sertliğine karşın Komisyon, Türkiye’nin hâlâ aday ülke ve “kilit ortak” olduğu mesajını verdi; ilişkilerin karşılıklı çıkar alanlarında “aşamalı, orantılı ve geri döndürülebilir” biçimde geliştirilmeye devam edeceği belirtildi. Genişlemeden Sorumlu Üye Marta Kos, “Göç, ticaret, ulaştırma ve enerji dâhil birçok kritik alanda stratejik çıkarlarımız örtüşüyor” dedi.