ASAL Araştırma'nın Ekim 2026 anketinde katılımcıların yüzde 26,5'i Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu olarak yatırım fonu ve borsa krizini gösterdi; enflasyon yüzde 22,2 ile ikinci sıraya geriledi.
ASAL Araştırma’nın Türkiye Siyasi Gündem Ekim 2026 Araştırması’nda yer alan Ekonominin Sorunları bölümü, Türkiye’de kamuoyunun ekonomik önceliklerinde dikkat çekici bir sıralama değişikliği ortaya koydu. 4-10 Ekim tarihleri arasında 28 ilde 2 bin 20 kişiyle Bilgisayar Destekli Telefonla Anket (CATI) yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada, katılımcılara Türkiye ekonomisinin en önemli sorununun ne olduğu soruldu.
Yanıtlar arasında ilk sırayı yüzde 26,5 ile yatırım fonu ve borsa krizi aldı. Yüksek enflasyon yüzde 22,2 ile ikinci, gıda fiyatlarındaki artış yüzde 13 ile üçüncü sıraya yerleşti. Onları kira ve konut fiyatlarının yüksekliği yüzde 6,8, elektrik, su, doğal gaz ve aidat giderleri yüzde 5,5, işsizlik ve faizlerin yüksekliği yüzde 5’er ve ekonomi yönetimine ilişkin değerlendirmeler yüzde 4,8 ile izledi. Akaryakıt fiyatlarını ilk sıraya koyanların oranı yüzde 3,7’de kalırken, katılımcıların yüzde 1,4’ü ekonomide önemli bir sorun bulunmadığını belirtti.
Fon ve borsa krizinin listede ilk sıraya yerleşmesi, eylül ayında sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerle birlikte değerlendiriliyor. Sermaye Piyasası Kurulu 17 Eylül 2026’da yedi portföy yönetim şirketine ait toplam 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermişti. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre tasfiye kapsamındaki fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.
Aynı araştırmanın genel sorunlar sıralamasında ise ekonomi, enflasyon ve hayat pahalılığı yüzde 46,6 ile ilk sırada yer alırken, fon krizi yüzde 16,5 ile Türkiye’nin en önemli ikinci sorunu olarak öne çıktı. Araştırma kuruluşunun iki ayrı soru setinde kullanılan çerçeve farklı olduğundan, iki oranın doğrudan karşılaştırılması yerine fon krizinin hem ekonomik hem genel gündemde üst sıralara yerleştiği yorumu yapılıyor.
ASAL’ın ekim ayı çalışmasının güven başlıklı bulgularına göre ekonomi yönetimine güvenmediğini belirtenlerin oranı yüzde 73,5’e ulaştı; katılımcıların yüzde 37,5’i ekonomi yönetimine hiç güvenmediğini, yüzde 36’sı güvenmediğini ifade etti. Güven duyduğunu belirtenlerin toplamı ise yüzde 10,8’de kaldı. Uzmanlar, bu sonucun yalnızca fon krizinden kaynaklanmadığını, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığının da güven algısını etkileyen temel etkenler arasında sayılması gerektiğini vurguluyor.
Anket sonuçları, fon krizinin doğrudan mağduru olan yatırımcı kitlesinin ötesine geçerek toplumun geniş kesimlerinin gündemine yerleştiğini gösteriyor. Buna karşılık araştırma, enflasyonun hâlâ hane halklarının birinci genel sorunu olma özelliğini koruduğunu da ortaya koyuyor.
ASAL’ın açıkladığı yöntem bilgilerine göre araştırmanın güven düzeyi yüzde 95, açıklanan hata payı artı eksi 2,41 puan. Anket verileri temsil edildiği evren açısından sınırlandırılmış yorumlanması gereken bir kamuoyu ölçümü olarak değerlendiriliyor.