Nature Medicine'da yayımlanan ve 189 tümörde 850 binden fazla hücrenin gen aktivitesini inceleyen çalışma, 50 yaş altında tanı alan hastaların tümörlerinde bağ ve destek dokusu hücrelerinin oransal fazlası, bilinmeyen işlevli RNA'lar ve işgal sinyalleşmesi gibi yaşa özgü farklar ortaya koydu. Bulgular, erken yaşta daha saldırgan seyreden kanserin biyolojisini anlamak için temel oluşturuyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde 50 yaş altındaki yetişkinlerde kalın bağırsak kanseri (kolorektal kanser) tanı oranları 2013-2022 arasında yılda yüzde 2,9 arttı; American Cancer Society’nin 2026 raporu, bu yaş grubunda kolorektal kanseri kanser ölümlerinin önde gelen nedeni olarak belirliyor. Genç hastalar daha ileri evrede tanı alıyor ve hastalık onlarda daha saldırgan seyredebiliyor. Nedeni ise henüz tam anlaşılmış değil.
Bu soruya ışık tutacak, türünün en büyüğü bir çalışma bugün Nature Medicine’da yayımlandı. Dana-Farber Kanser Enstitüsü, Mass General Brigham’ın Gene Lay Enstitüsü ve Broad Enstitüsü araştırmacıları, 29 ile 90 üstü yaşlarındaki hastalardan alınan 189 tümörü — bunların 54’ü 50 yaşından önce tanı almış — tek çekirdekli RNA dizileme tekniğiyle inceledi ve tümörlerdeki 850 binden fazla kanser ve çevre hücresinde gen aktivitesini ölçtü.
Ekip, genç ve yaşlı hastaları iki ayrı küme olarak karşılaştırmak yerine, yaşla birlikte kademeli değişen etkenleri aradı; analizlerde tümörün yeri, evresi, cinsiyet ve önceki tedaviler hesaba katıldı. Bu yaklaşım, basit iki gruplu karşılaştırmada gözden kaçabilecek ince farkları görünür kıldı.
Öne çıkan bulgulardan biri, en sık kolorektal kanser alt tipinde genç hastaların tümörlerinde kanser hücrelerine kıyasla bağ ve destek dokusu hücrelerinin belirgin biçimde daha yüksek oranda bulunmasıydı. Yüksek bağ doku oranı, birçok katı tümörde kemoterapi direnciyle ilişkilendirilmiş bir özellik. Ekip bu deseni, 564 ek tümörden gelen gen aktivitesi verisiyle ve 712 tümörün boyalı doku görüntülerinin bilgisayar analiziyle de doğruladı.
Genç hastalarda ayrıca protein üretmeksizin genleri düzenleyebilen uzun kodlamayan RNA moleküllerinin aktivitesi daha yüksekti; bazıları farklı kanser hücresi türlerinde tekrar tekrar ortaya çıkıyor ve işlevleri büyük ölçüde bilinmeyen ‘karanlık’ RNA’lar arasındaydı. Araştırmacılar, kanser hücrelerinin hareket etmesine ve komşu dokuya yayılmasına yardımcı olabilen hücreler arası sinyalleşmenin de genç hastalarda daha güçlü göründüğünü saptadı.
Çalışmanın eş-kıdemli yazarlarından, Dana-Farber’ın Erken Başlangıçlı Kolorektal Kanser Merkezi direktörü Dr. Kimmie Ng, bulguların ‘genç başlangıçlı kolorektal kanserin farklı özelliklerinin araştırılması için değerli bir yol haritası’ sunduğunu, nihai hedefin genç hastalar için yeni önleme, tanı ve tedavi stratejileri keşfetmek olduğunu söyledi.
Broad Enstitüsü’nden eş-kıdemli yazar Ramnik J. Xavier ise çalışmanın, bu hücre programlarının beslenme kaynaklı kimyasallar ve bağırsak mikroplarıyla nasıl etkileşerek erken başlangıçlı kansere yol açabileceğine dair gelecekteki mekanistik çalışmalara zemin hazırladığını belirtti.
Araştırmacılar bu farkların henüz neden anlamadığını vurguluyor: Çalışma, tanımlayıcı bir hücre haritası niteliğinde; hangi farkların hastalığın saldırganlığından sorumlu olduğu ve nasıl tedavi hedefi olabileceği izleme araştırmalarıyla netleşecek.