BBC'nin aktardığına göre 'görünür onarım' (visible mending) denilen akım, hobi elişinden topluluk atölyelerine ve tasarımcı podyumlarına yayılıyor. Markalar da trende katılıyor: Uniqlo'dan Toast'a zincirler ücretsiz onarım ve atölye hizmeti başlatmış durumda.
Lincolnshire’da orman muhafızı olarak çalışan 27 yaşındaki Alice Brown, ikinci el dükkânlarında delikli bir kazak görse bile almaktan çekinmiyor: “Bunu bir meydan okuma olarak görüyorum.” Son bir yılda geliştirdiği özgün tarzı, güve deliklerini, lekeleri ve diğer kusurları örtmek için sevimli hayvan ve böcek figürleri iğneleyerek keçeleme (needle-felting) yapmak; bu tarz ona internette büyük bir takipçi kitlesi kazandırmış.
Bu akımın adı “görünür onarım” (visible mending): Onarımları saklamak yerine zıt ve canlı renklerle kutlamak, hatta kıyafetin görsel merkezine taşımak. Dikiş atölyesi işleten Jayne Eagle onarmayı hızlı moda karşı “bir isyan eylemi” olarak görüyor. İlginin yaklaşık altı yıl önce fırladığını, 1980’lerden itibaren “at gitsin” hızlı modasının insanlardan onarma becerisini aldığını söylüyor. Öğrencilerinden Lisa’nın annesinin kuşağı tamirleri asla göstermezken şimdikilerin tamirden gurur duyduğunu aktarması da bu değişimi özetliyor: “Artık işin bir kısmı, yaptığın şeyden gurur duymak.”
Tuhaf olan, akımın perakendecilerde de tutması: Ralph Lauren’den ultra hızlı moda firması Shein’e kadar markalar dikişli-yamalı — ama brand yeni — parçalar satıyor. Bazı zincirler daha otantik bir yol seçmiş. Uniqlo’nun sürdürülebilirlik direktörü Maria Ledous, “Müşterilere sevdikleri kıyafetleri değiştirmek yerine ömrünü uzatmanın pratik yollarını sunmak istiyoruz” diyor; marka Japon kökenine uygun Sashiko teknikleriyle dekoratif onarım sunuyor.
Düşük fiyatlı zinciriyle bilinen Primark de trende katıldı; markanın dayanıklılık sorumlusu Vicki Swain “Uygun fiyat ve dayanıklılığın zıt anlamlı olmaması gerektiğini düşünüyoruz” diyor. Outdoor markası Finisterre’de müşteri onarımlarının yaklaşık beşte biri göz alıcı tarzda yapılıyor; butik zinciri Toast’ta bu oran üçte bire çıkıyor. Toast’in genel müdürü Suzie de Rohan Willner, sihrin müşterinin kıyafeti getirip “bundan sonra ne olmasını istediğini seçmesinde” yattığını söylüyor. Markanın 14 kişilik “onarım sanatçısı” ekibi var; onarım ücretsiz, markanın yenilenmiş parçaları ise özgün karakterleri yüzünden orijinalinden daha yüksek fiyata satılıyor.
Denim devi Levi’s bu yıl atölye programı yaygınlaştırıyor; araştırması, özellikle genç müşterilerin daha çok onarmak istediğini ama nasıl yapacağını bilmediğini gösteriyor. Londra’daki bir lansman etkinliğinde Gen Z katılımcıların çoğu hâlâ klasik beceriler (düğme dikme, paça bükme dikişi) peşindeydi: 16 yaşındaki Bianca’nın sözleri çarpıcı — “Doğu Londralıyım; kıyafetlerinde delik varsa insanlar ‘Zavallısın’ diye takılıyor.” 19 yaşındaki Theo onarımın fark edilmemesini tercih ederken arkadaşı Nicholas “Kimse çöpten çıkmış gibi görünmek istemez” diyor.
Ancak Levi’sın küresel tasarım inovasyon direktörü Paul Dillinger iyimser: “Kimsenin ‘dımdızlak mağazadan çıkmış’ kusursuzluğa vakti yok; bu artık havalı değil. İnsanlar özgürlük arıyor. Onarmak insanlığın bir göstergesi: O bir hardal lekesi değil, top sahasında harika bir günün anısısı.”