DSÖ Sivil Toplum Çalışma Grubu'nun yeni raporu, iklim dezenformasyonunun acil durum uyarılarından temiz enerji politikalarına kadar insan sağlığını doğrudan tehdit ettiğini belirtip üye 194 ülkeye bilgi bütünlüğünü sağlık politikalarının merkezine alma çağrısı yaptı.
Sağlık ve sivil toplum kuruluşları, Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) üye 194 ülkeye seslenerek iklim dezenformasyonunun bir halk sağlığı tehdidi olarak tanınmasını ve bilgi bütünlüğünün iklim, sağlık, hazırlık ve müdahale politikalarının temel bir parçası hâline getirilmesini istedi. Çağrı, 26 Ekim 2026’da yayımlanan Protecting Health in the Age of Climate Disinformation (Dezenformasyon Çağında Sağlığı Korumak) raporuyla birlikte geldi.
Raporu üreten DSÖ Sivil Toplum İklim ve Sağlık Çalışma Grubu, daha sağlıklı bir bilgi ortamının bir iletişim lüksü olmadığını; iklim adaletinin, halk sağlığının ve sağlıklı bir gelecek hakkının ön koşulu olduğunu vurguluyor.
Çalışma, sağlık camiasının iklim dezenformasyonunun insan sağlığına verdiği doğrudan ve dolaylı zararları bütüncül olarak ele aldığı ilk örnek olma özelliğini taşıyor. Rapora göre iklim dezenformasyonu; acil durum uyarılarını ve halk sağlığı rehberliğini zayıflatmaktan hava kirliliği, temiz enerji ve fosil yakıtlara ilişkin politikaların gecikmesine kadar uzanan sonuçlar doğuruyor.
Raporda yer alan vaka çalışıkları arasında Kanada ve Maui’deki orman yangınlarında yayılan dezenformasyon, Londra’nın Ultra Low Emission Zone (düşük emisyon bölgesi) uygulamasına yönelik tepkiler, Güney Sudan’daki selllerde birbirini tetikleyen iklim ve bilgi riskleri, fosil yakıt sektörünün yeşile boyama (greenwashing) çabaları, Endonezya’da yerli halkları etkileyen kalkınma anlatıları ile bilim insanlarına, gazetecilere ve çevre savunucularına yönelik saldırılar bulunuyor.
Örneklerden biri, 2023’teki Maui yangınlarının ardından ortaya çıktı. Felaket yardımı için başvuranların arazilerinin veya mülklerinin el konulabileceği yönündeki asılsız iddialar, yangından kurtulanları tam da konut desteği, mali yardım, sağlık hizmeti ve toparlanma desteğine en çok ihtiyaç duydukları anda yardımdan uzaklaştırma riski taşıdı. Raporda, afet ortamında yanlış bilginin yalnızca kafa karıştırmakla kalmadığı, hayat kurtarıcı desteğe erişimi doğrudan engelleyebildiği ifade ediliyor.
Küresel İklim ve Sağlık İttifakı’nın İcra Direktörü ve çalışma grubunun eş başkanı Dr. Jeni Miller, çıkar sahiplerinin iklim inkârını ve oyalamayı açıkça desteklediği bu dönemde hükümetlerin insanları hem ısınan iklimden hem de şüphe ve kafa karışıklığı yaratmayı amaçlayan dezenformasyondan koruyacak net, zamanında ve kanıta dayalı bilgi sunması gerektiğini söyledi. Miller, “İklim dezenformasyonu yalnızca yanlış söylentiler ve asılsız iddialar sorunu değildir; aynı zamanda güç, teşvik ve hesap verebilirlik sorunudur” ifadesini kullandı ve fosil yakıt yeşile boyamasına karşı güçlü çıkar çatışması korumaları, dezenformasyonun hibrit savaş silahı olarak kullanılmasına karşı önlemler çağrısı yaptı.
DSÖ’nün İklim Değişikliği, Enerji ve Hava Kalitesi Birim Başkanı Dr. Diarmid Campbell-Lendrum da konuya ilişkin olarak iklim dezenformasyonunun yalnızca iklim bilim insanlarının veya iletişim ekiplerinin sorunu olmadığını; güveni zayıflattığını, önlenebilir risklere maruziyeti artırdığını ve büyük sağlık kazançları getirecek temiz ve ucuz yenilenebilir enerjiye geçişi geciktirdiğini belirtti. Campbell-Lendrum, sağlık camiasının yanıt verme sorumluluğu bulunduğunu vurguladı.
Dünya Tabipler Birliği Çevre Çalışma Grubu Başkanı Dr. Laura Jung ise yanıltıcı bilginin etkilerinin derhâl görülebildiğini; insanları yangın ya da sel sırasında tahliyeden vazgeçirebildiğini, sıcak hava ve hava kirliliği uyarılarına olan güveni zayıflatabildiğini, afet yardımına erişimi engelleyebildiğini ve acil durumlarda sağlık risklerine ilişkin kafa karışıklığı yaratabildiğini kaydetti.
Rapor, hükümetlerin yanlış ve dezenformasyona hazırlığı iklimle ilgili acil durum müdahalesine entegre etmesini, iklim ve sağlık okuryazarlığını güçlendirmesini, yeşile boyamayı düzenlemesini ve çıkar çatışmalarından politikayı korumasını öneriyor. DSÖ ve sağlık kurumlarının iklim dezenformasyonunu bir sağlık riski olarak tanıması, iklim ve sağlık enfodemik yönetimini güçlendirmesi ve ülkelerin zararlı anlatıları tespit edip yanıtlama kapasitesi geliştirmesine yardım etmesi isteniyor.
Sağlık meslek örgütlerinin üyelerini eğitip koruması, fosil yakıt bağlantılı sponsorlukları reddetmesi ve iklim sağlık eğitimini güçlendirmesi beklenirken; fon sağlayıcıların araştırmaya, yerel dillerde gazeteciliğe, topluluk temelli kanıt üretimine, hızlı müdahale kapasitesine ve özellikle düşük ile orta gelirli ülkelerde hedef hâline gelen bilgi vericilerin korunmasına yatırım yapması çağrısı yapılıyor.
Çağrının arka planında bilgi bütünlüğünün uluslararası gündemde hızla yükseldiği bir dönem var. Birleşmiş Milletler Küresel Bilgi Bütünlüğü İlkeleri kabul edilmiş, Brezilya, BM ve UNESCO iklim değişikliği alanında küresel bilgi bütünlüğü inisiyatifi başlatmış ve 2025’te Belém’de düzenlenen COP30 zirvesinde bilgi bütünlüğü etkili iklim eyleminin vazgeçilmez unsuru olarak resmen tanınmıştı.