Guardian'ın mutfak yazarları, taze zencefilin gram yerine 'başparmak' ya da santimetreyle ölçülmesinin ardındaki nedeni anlattı. Ortak kanı: küçük miktarlar için tartıya başvurmak gereksiz, ölçü yalnızca bir yol gösterici.
Bir okurunun “Taze zencefil miktarı neden birçok tarifte ‘başparmak’ ya da santimetre olarak yazılıyor? Şekli bu kadar değişkenken neden gram kullanmıyoruz?” sorusunu yöneltmesi üzerine Guardian, mutfuk ekibinden yazarları bu meraklı soruya yanıt vermeye çağırdı.
İlk sözü gazetenin titiz mutfak yazarlarından Felicity Cloake aldı: “Bu çok iyi bir soru ama iyi bir yanıtı olduğunu sanmıyorum. Sanırım sadece gelenek; Heston Blumenthal olmadığınız sürece zencefil, soğan gibi temel malzemeler için hassas gram vermek biraz fazla detaycı kaçabilir.” Cloake’a göre asıl önemli olan da şu: “Kesin ağırlık verirseniz insanlar bunun çok önemli olduğunu düşünüp birkaç gram sapmada endişelenebilir.” Yani okurun mercimek yemeğine biraz fazla ya da az zencefil koyması sonucu değiştirmeyecek.
Köşe yazarı Georgina Hayden de aynı görüşte: “Risotto pirinciyle su oranı ya da kek yapımı gibi şeylerin aksine, zencefili tipik olarak kullandığım tarifler, mesela köri, hassas olmak zorunda değil. Ayrıca pişirmek mümkün olduğunca içgüdüsel olmalı; dijital tartıya bağımlı olmak değil.”
Yine de zencefilin şekil olarak gerçekten çok değişken olduğu kabul ediliyor. Cloake, “Çok kalın ya da parmak biçiminde olmayan bir parçaysa, keserek toplam et miktarını bir başparmağınkiyle kabaca eşitlerim” diyor ve ekliyor: “Kaba bir miktar vermeye çalışıyorum, fazla kuralcı olmadan. Ama haklısınız, muhtemelen gramaya geçmemiz gerekir.”
Yazardan yazarına değişen ölçüyü netleştiren ise Ravinder Bhogal: Ona göre ‘bir başparmak’ yaklaşık 5 santim uzunluğunda, ortalama bir yetişkin başparmağı boyutunda ve yaklaşık 15 gram ağırlığında bir parça. “‘Başparmak’ ölçüsünün bilimsel olmadığını biliyorum ama bir yemeğe ne kadar zencefil koyacağınız da size kalmış: daha kuvvetli istiyorsanız fazla, istemiyorsanız az” diyen Bhogal, tarife sarımsak da giriyorsa ikisinden eşit miktarda kullandığını, ancak şunu da hatırlattığını söylüyor: “Zencefilin tadı piştikçe yumuşar. Bir santim fazla ya da eksik büyük fark yaratmayacak; kendi zevkinize güvenin.”
Hayden için belirsiz ölçüler aslında bir özgürlük aracı: “Bir tutam tereyağı, bir tutam tuz, bir demet ot… Bazen muğlak ölçüler iyi bir şey. Ayrıca zencefil kadar küçük bir şey için tartı çıkarmak delilik.”
Cloake’ın sözleriyle özet gerekirse: “Bunun iyi bir gerekçesi yok; yalnızca ‘bunun için çok endişelenmeyin’ mesajı veriyor. Sadece bir yol gösterici.” Zaten dünyada endişelenecek yeterince şey var.