Guardian okurları, tatillerinde geri vermeyi de içeren deneyimlerini paylaştı: Tanzanya'da mercan resiflerini yeniden büyütmekten İskoçya'da yeniden vahşi doğa (rewilding) haftalarına, Uganda'da gergedan yürüyüşünden Calabria'da deniz kaplumbağası hastanesine.
Tatil sadece dinlenme olmak zorunda değil. Guardian’ın seyahat köşesi, okurlarına ‘doğaya ve yerel topluluklara bir şey geri veren’ seyahat deneyimlerini sordu; gelen yanıtlar İtalya’da deniz kaplumbağası kurtarma merkezinden İskoçya Highlands’ta yeniden vahşi doğa çalışmalarına uzanıyor.
Tanzanya’da, Mafia Deniz Parkı’nda çalışan The Ropes of Hope projesi, küçülen mercan resiflerini yeniden büyütüyor. Okurlardan Claire, Güney Afrikalı moleküler biyolog Jean de Villiers’in gençlerine su altı mercan gen bankası araştırmalarını ve topluluk katılımını anlattığını yazıyor; aile okyanus manzaralı ağaç evde kalmış, her sabah sıcak çikolata ve keki yukarıya vinçle göndermişler. Büyük çocukları artık sürdürülebilir kalkınma okuyormuş.
İskoçya Highlands’ta 40 yıl önce kurulan Trees for Life, Kaledonya ormanını geri getirmeyi hedefliyor. Tipik gönüllü haftalarında 10 kişilik gruplar bothy denen kulübelerde birlikte yaşıyor, pişiriyor; günlerini fidan dikmek, yaban hayatını izlemek, bitki sayımı ve bakım işlerine harcıyor. Cal adlı okur, İngiltere’nin en büyük yaban yerli ormanlarından Glen Affric’de geçirdiği haftayı ‘hayatını değiştiren bir fırsat’ diye tanımlıyor: Wi-fi yok, lüks yok ama vahşi güzellikte bedensel-zihinsel bir arınma var.
Hollanda’nın ücra köşesindeki Holenberg ormanı, Maashorst doğa rezervinin kapısı. April’in anlattığına göre Cabin Anna adlı kendi kendine yeten ahşap kulübeler bir konaklamadan çok bir yaşam felsefesi: Yatak çarşaflarından geri dönüşümlü bardak-çatal-bıçağa dek insan etkisini azaltma odağı var; mum ışığında iki kişilik kulübelerde yıldız izlemek teşvik ediliyor, bisikletle ormanda inek, keçi, koyun ve bizonlarla duyarlı karşılaşmalar mümkün.
İtalya’nın Güney Tirol’deki aile işletmesi Rinner Hotel ise her şeyi arıcılığa adamış: Bölme havası solunan ‘api wellness’ deneyimi, arıcılık kursları ve her tabağı yerli balla kurulan gala bal ziyafeti. Elektrik atık odundan üretiliyor, organik buğday-arpa çevre tarlalarından geliyor. Nigel, dönüşünde karısının kendisini ‘daha gevşemiş, işbirlikçi ve tatlı biri’ olarak bulduğunu yazıyor.
Uganda’da Ziwa Gergedan ve Vahşi Yaşam Çiftliği’nde koruma, çamurla ve heyecanla birleşiyor: Roy’un rehberi SP, gergedan trekkingini bir oyun gibi yönetmiş — zafer üç gergedan görmekti. ‘Gergedan otoyolu’nda sessizce yürüyerek anne ve yavrularını yalnızca 8 metre ötede izlemişler; SP’nin en sevdiği çamur banyosu ve tuz yalama noktasının adı ‘gergedan süpermarketi’. Uganda’nın yaban gergedan görebileceğiniz tek yeri burası.
Küçük ama zarif bir örnek de Karadağ’dan: Lucy, Kotor Eski Şehir’inin Kuzey Kapısı’ndaki kedi parkında plastik şişelerle kedi maması değiştiren geri dönüşüm makinesini keşfetmiş — bir hafta biriktirdiği plastiği buraya getirerek şehrin kedilerine katkıda bulunmuş.
Kentin yakınlarında da seçenek var: Kent’teki Isle of Sheppey’de Elmley Doğa Rezervi, rüzgârlı, ıssız ama hayatla dolu manzaralarıyla alacakaranlıkta baykuş sesleri dinletiyor. Haftanın en beğenilen ipucu ise İtalya, Calabria’daki Brancaleone kasabasından: Eski tren garında tamamen gönüllülerle çalışan Deniz Kaplumbağası Kurtarma Merkezi, 2006’dan bu yana 700’den fazla kaplumbağayı tedavi edip doğaya bırakmış. Giriş ücretli ve randevuyla geziliyor ama okur Anne’a göre ziyaret bir sevinç.