deniz.tv
4 Kasım 2026, Çarşamba --:--:-- · İstanbul Canlı Akış
USD/TRY … EUR/TRY … GBP/TRY … BTC … GRAM ALTIN … FAİZ …
Son Dakika
Sağlık

Kalbin ana damarında stent mi baypas mı: 10 yıllık yanıt geldi

IRIS-MAIN kaydı (yaklaşık 7 bin hasta, Asya-Pasifik): korunan sol ana koroner darlığında stent ve baypasın 10 yıllık ölüm oranları benzer çıktı (%24'e %23). Randomize olmayan tasarım sınırı korunarak aktarıldı.

deniz.tv

Kalbin en kritik damarı olan sol ana koroner arterin darlanmasında, stentle açma ile baypas cerrahisi arasında on yıllık hayatta kalma farkı olmadığı gösterildi. IRIS-MAIN kayıt çalışmasının sonuçları TCT 2026 kongresinde sunuldu ve Lancet dergisinde eşzamanlı yayımlandı.

Araştırmaya Güney Kore, Hindistan, Japonya, Endonezya ve Malezya’dan yaklaşık 7 bin hasta alındı. Hastaların çoğunluğu Güney Koreliydi; yüzde 78’i erkekti ve ortalama yaş 65’ti. Damarını stentle açtıranların oranı yüzde 71, izole baypas olanlar yüzde 29’du. Ortalama izlem süresi on yıl olarak gerçekleşti.

Araştırmacılar verileri, randomize çalışma taklidi adı verilen ve gözlemsel verilerden nedensel sorulara yaklaşmaya olanak tanıyan bir istatistik çerçevesinde analiz etti; iki grubu karşılaştırılabilir kılmak için eğilim skoru ağırlıklandırması uygulandı.

Sonuçta on yıllık tüm nedenlere bağlı ölüm oranları stent ve baypas kollarında yüzde 24’e karşı yüzde 23 olarak istatistiksel olarak ayrışmadı. Keşif niteliğindeki analizlerde stent kolunda kendiliğinden gelişen kalp krizi ve yeniden damar açma daha fazlaydı; buna karşılık inme sayıları sayısal olarak daha azdı. Araştırmacılar bu ölümcül olmayan bulguların, olay kaydındaki eksiklikler nedeniyle ihtiyatla yorumlanması gerektiğini belirtti.

Sol ana koroner darlığı, kalp kasının büyük bölümünü besleyen damarın tutulması nedeniyle en riskli koroner tablolar arasında sayılıyor. Hangi tedavinin hangi hasta için daha uygun olduğu, uzun yıllardır kardiyolojinin tartışmalı sorularından biri; stent daha az girişimsel yük getirirken, baypas daha kalıcı ve geniş bir çözüm olma potansiyeli taşıyor. On yıllık izlem, bu tartışmaya şimdiye kadarki en uzun soluklu gerçek dünya verilerinden birini ekliyor.

Çalışmanın önemli sınırları var: Randomize değil, tedavi seçimi hekim ve hastaya kalmış; Asya pasifik nüfusuna dayanıyor ve sonuçların diğer popülasyonlara doğrudan genellenmesi tartışmalı. Buna karşılık on yıllık izlem ve büyük hasta sayısı, alanındaki en kapsamlı uzun dönem karşılaştırmalardan birini oluşturuyor.

Yöntem bilgisine göre analize, tanı anındaki ölçümlerle iki grubu başlangıçta karşılaştırılabilir kılan ağırlıklandırma uygulandı; böylece tedavi kararı verildiği andaki farkların sonucu bulanıklaştırması hedeflendi. Araştırmacılar yine de, gözlemsel bir çalışmada bilinmeyen ölçülmemiş faktörlerin tam olarak dışlanamayacağını belirtiyor.

Uzmanlar, bulguların iki tedavinin de doğru seçilmiş hastalarda kabul edilebilir seçenekler olduğunu gösterdiğini, kararda anatomi, hastanın diğer hastalıkları ve cerrahi riskin belirleyici olduğunu vurguluyor.