Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, tamamen yerli ve millî imkânlarla üretilen kalp-akciğer makinesinin üç hastanede toplam 57 hastada başarıyla kullanıldığını açıkladı. Bakan, bu kritik teknolojiyi üretebilen ülke sayısının azlığına dikkat çekti.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye’nin tamamen yerli ve millî imkânlarla ürettiği kalp-akciğer makinesinin klinik kullanım sonuçlarını duyurdu. Bakan’ın verdiği bilgiye göre makine, üç hastanede toplam 57 hastada başarıyla kullanıldı. Bakan, Türkiye’nin kendi imkânlarıyla geliştirdiği yerli teknolojinin tedavi süreçlerine katkı sağladığını vurguladı.
Memişoğlu paylaşımında, ‘Dünyada sadece 4 ülkenin üretebildiği kritik bir teknolojide, Biz de varız dedik’ ifadelerini kullandı. Bakan, ‘Tamamen yerli ve millî imkanlarla ürettiğimiz kalp-akciğer makinemizi, üç hastanemizde toplam 57 hastamızda başarıyla kullanarak şifa yolculuklarına eşlik ettik’ diye yazdı ve başarıyı ‘mühendislerimizin ve hekimlerimizin ortak emeği’ olarak niteledi.
Kalp-akciğer makinesi, açık kalp ameliyatları başta olmak üzere bazı girişimler sırasında kalp ve akciğerin işlevini geçici olarak devralarak vücudun kan dolaşımını ve oksijenlenmesini sürdüren ekstrakorporeal dolaşım cihazıdır. Yoğun bakım dünyasında ECMO adıyla bilinen destek sistemleri de aynı temel prensiple çalışır; kalp ya da akciğer yetmezliğinde hastayı hayatta tutabilir. Bu nedenle cihaz, hem rutin kalp cerrahisinin hem de kritik yoğun bakım senaryolarının merkezinde yer alır. Cihaz, kanı vücuttan alarak yapay olarak oksijenlendirip yeniden dolaşıma verir; bu sayede cerrah, işlevi geçici olarak durdurulmuş bir kalp üzerinde güvenle çalışabilir. Ameliyat dışında, ciddi akciğer yetmezliği ya da büyük bir kalp krizinin ardından toparlanma süreçlerinde de uzun süreli destek sağlayabilen versiyonları bulunur.
Bakanın ‘dünyada sadece 4 ülkenin üretebildiği’ şeklinde özetlediği tabloya göre Türkiye, bu kritik teknolojiyi üretebilen ülke sayısı içinde yerini almış durumda. Yerli üretim, bu sınıf cihazlarda dış tedarik zincirine bağımlılığın azaltılması açısından da önem taşıyor; tıbbi cihaz tedarikinde yaşanabilecek kesintiler, ameliyat programlarını doğrudan etkileyebiliyor. Bakım, yedek parça ve teknik destek gibi kalemlerde yerli üreticinin bulunması, olası tedarik gecikmeleri veya ihracat kısıtları karşısında hizmet sürekliliği açısından da avantaj sağlıyor. Bu tür gelişmeler, sağlık hizmetlerinde dışa bağımlılığın azaltılması hedefine yönelik adımların somut çıktıları olarak izleniyor.
Açıklamada üç hastanenin adı ve 57 hastanın girişim türlerine ilişkin ayrıntı paylaşılmadı; klinik sonuçların detaylı verilerinin hangi çerçevede yayımlanacağı da henüz belirtilmedi.